22 Mart 2022 Salı

1 dakika

 





Sadece 1 dakika aslında ;

 

     Okuduğum bir kitapda çıkmıştı karşıma sonrasında ise bir filmde denk gelmişti, Yapmadığın şeylerden, ağzından çıkmayan sözlerden sorumlu değilsindir diyordu, Gerçekte öyle tabi ama uygulamada değişiyor bir çok şey , insan ilişkilerin de , bir grup var herkezin kendisine uygun gördüğü karakterin ötekisini bir türlü kabul etmeyip, onu kendisine göre eleştiri yağmuruna tutan mesela;

  Artık bunu kabullenmelisin ben o değilim...!

 Ben kendi karakterinin özğürlüğünü ilan etmiş onu savunan onunla yaşayan bir uçurtmayım mesela, bu benim rüzgarım,  birey olarak ne senin öz eleştirilerini , ne de anlamsız yorumlarına sürekli maaruz kalacak bunları kendime , kıyafet olarak giyecek birisi hiç değilim, olmadım da , ben burdayım bir bireyim nokta. Kabullenmediğimiz durum kendimizi koca bir alfa olarak görmemiz ,  peki ya herkes kendi alfasıysa? Kendini kabul eden herkes ile mi savaşacaksın, senin istediğin gibi davranmayan herkes mi düşmanın , senin gibi durmayan senin beğenmediğin saç sekline sahip olmayan herkes mi kötü, insanlığa iyilik yapmaktan keyif alan herkes mi saçma?

  Durum tam olarak dünyanın merkezine kendimizi koyup , o merkezin yörüngesinde herkesi döndürmek, burada durum bizi ben ben ben, demekten öte götürmüyor ama hep sen sen, sen olamaz iki aynı insan bir çizgide duramaz , birebir aynı 2 taşın yan yana duramadığı gibi.

  Mesela;   ailem de farkettim , birisi koşulsuz kimseye bağlı olmadan kendi rutinin de , mutlu olarak yaşayabiliyorsa diğerleri kesinlikle bundan rahatsız oluyor, rahatsız olmak yerine kendiside istese bunu, bak nasıl mutlu olabilecek, insan bu ne yazıkki aldıkça daha fazla istiyor , önce kendisine bir konfor alanı belirliyor sonrasında , o alana sığmayıp başkasının alanlarına göz dikiyor, ne yazıkki fazlaca benciliz tek mükemmel kendimizi görüyoruz ve tek gerçek ne yazıkki biziz, etrafta yaşam hakkına sahip sokak hayvanları , evcil hayvanlarımız , hiç birisinin bizden bizim almaya çalıştığımız şeylerden hiç bir önemi yok .  Bunları başarabilen insanlar var; kendisi haricindeki canlılara kendisi gibi sahip oldukları yaşam haklarını savunabilenler, bu konuda fazlaca hassas olanlar var, ne mutlu onlara ki ve farkettim genellikle bir konuşma olurken merakla dinleyen , anlamaya çalışıp da genel empatiyi yapabilenler, kötü olan taraf ise  bu dünyada bir kaç farklı zaman diliminden öte , diğer konfor alanlarına sığmayanlar tarafından, yok edilmeye mahkum olmaları, ne kötü dimi iyi olmaya çalışmanın tek gerçeğinin yok olup gitmek olması.  Korkma senin suçun değil kalbinin etrafında pamuk ipliği sarılı olarak doğmuş olman senin suçun değil, yok olup gidecek olman , nefes alamıyor olman, binlerce tutunamayan kökhücrenin arasında tutunup hayata doğman senin suçun değil, kimileri doğar sonsuz kadar yaşar , kimileri ise yaşamaya çalışıp yok olup gider , arkasından yıllar sonra bile ismi anılacak kadar umursanmayan olmakta farklı birşey , hep birşey için mücadele edersin ama o birşey hiç olmamıştır, susup susup ezilmekten öte değildir yaşantın , Yol yapmayanın içinde, yol kalırmış.

 

Ben mesela hep hassas olarak yaklaşmaya çalıştığım, incilmesin diye özen gösterdiğim, önemli sınıfına koyduğum insanlarca hiç edilmişimdir, birinin değeri hep gittiğinde mi anlaşılacak..!  insanlığın kötü kaderi, “arkasından zamanı gelince vay be zamanında böyle birisi vardı, 10 kere tartar 1 kere konuşurdu diye akıldan geçirilir, arkadaş ortamındaki birisi tarafından da birkaç iyi yorum yapılır, belkide meraklı gözlerle dinlenilir unutulur gider” maalesefki üzüle üzüle içime atıyorum, ben senin düşündüğün sekilde bir şey yapmadım, algıladığın gibi olmadım, seni üzmemek için elimden geleni yaptım, ben sadece sağ duyulu olmaya çalışıp özelinde sana destek olabilmek istedim, ama sen olmadığım koltukta, yapmadığım imajlarda hep beni gördün, şimdi sen söyle yapmadığım hareketlerin, etmediğim sözlerin sorumlusu benmiyim?  İçinde anlam veremediğim duygusal bir öfkevar, bir kişi hakkında etraftan yapılandan ziyade, kendinde gördüğünle gitmelisin, kendi gördüğünle giderken de, eşraftan söylenenleri yanında götürmemelisin, götürürsen ne yürüdüğün yol ne de ettiğin laflardan gögsüne kilolarca ağırlıkta ,taştan başka birşey kalmaz, insanın lügatında bu kadar kolay hiç edilmemelidir birisi, heleki senin iyiliğinden başka birşey istemeyen birisi için bu kadar yüklü sözler edilmemelidir, be sana hep içimden güzel şeyler geçirmişimdir, ettiğin onca laf, hissettirdiğin onca kötü hissiyata dair hiç birşey yok bende , sen kötü dedin ben 1000 kere kötü hissettim, olmadığım kadar iğrenç hissettim, biliyorum beni kesinlikle yanıltmayan tek şeyin, arkasına sığınıyorum, “hoş bakışlı penceremin” birisinden diğerini önemsemesini isteyemezsin ama , o kötü düşünüyor diye , onu da yok edemezsin, o yüzden dünyadaki en kötü insana duyulan nefreti dahi hissetsen, attıgın her adımda mutlu huzurlar benden sana, bu hiç bir zaman değişmeyecek, öfke, sinir, belkide kin, bunların hepsi senin kontrolünde olmadan dışa vuran şeyler gerçekliğin değil bende, umarım  sende birgün benim sende bulduğum gerçegi görürsün, kendini düşündüğünden daha iyi hisseder , iyi  yerlerde bulursun. Kimse kimsenin kötüsü olamaz, kötü olmak isteyen extra güç sarfetmez , kötülük bedavadır direkt gelir, iyilik emek ister, kendinden vermek ister, kendimden vererek tüketenlerden oldum  kendimi, varsın o da olsun, bir iyiliğe sebep olacaksan gerekirse, yok olup gitmeyi göze de alacaksın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1 dakika

  Sadece 1 dakika aslında ;        Okuduğum bir kitapda çıkmıştı karşıma sonrasında ise bir filmde denk gelmişti, Yapmadığın şeylerden, ...