Sadece 1 dakika aslında ;
Okuduğum bir kitapda çıkmıştı karşıma sonrasında ise bir
filmde denk gelmişti, Yapmadığın şeylerden, ağzından çıkmayan sözlerden sorumlu
değilsindir diyordu, Gerçekte öyle tabi ama uygulamada değişiyor bir çok şey ,
insan ilişkilerin de , bir grup var herkezin kendisine uygun gördüğü karakterin
ötekisini bir türlü kabul etmeyip, onu kendisine göre eleştiri yağmuruna tutan
mesela;
Artık bunu
kabullenmelisin ben o değilim...!
Ben kendi
karakterinin özğürlüğünü ilan etmiş onu savunan onunla yaşayan bir uçurtmayım
mesela, bu benim rüzgarım, birey olarak
ne senin öz eleştirilerini , ne de anlamsız yorumlarına sürekli maaruz kalacak
bunları kendime , kıyafet olarak giyecek birisi hiç değilim, olmadım da , ben
burdayım bir bireyim nokta. Kabullenmediğimiz durum kendimizi koca bir alfa
olarak görmemiz , peki ya herkes kendi
alfasıysa? Kendini kabul eden herkes ile mi savaşacaksın, senin istediğin gibi
davranmayan herkes mi düşmanın , senin gibi durmayan senin beğenmediğin saç sekline
sahip olmayan herkes mi kötü, insanlığa iyilik yapmaktan keyif alan herkes mi
saçma?
Durum tam olarak
dünyanın merkezine kendimizi koyup , o merkezin yörüngesinde herkesi döndürmek,
burada durum bizi ben ben ben, demekten öte götürmüyor ama hep sen sen, sen
olamaz iki aynı insan bir çizgide duramaz , birebir aynı 2 taşın yan yana
duramadığı gibi.
Mesela; ailem de farkettim , birisi koşulsuz kimseye
bağlı olmadan kendi rutinin de , mutlu olarak yaşayabiliyorsa diğerleri
kesinlikle bundan rahatsız oluyor, rahatsız olmak yerine kendiside istese bunu,
bak nasıl mutlu olabilecek, insan bu ne yazıkki aldıkça daha fazla istiyor ,
önce kendisine bir konfor alanı belirliyor sonrasında , o alana sığmayıp
başkasının alanlarına göz dikiyor, ne yazıkki fazlaca benciliz tek mükemmel
kendimizi görüyoruz ve tek gerçek ne yazıkki biziz, etrafta yaşam hakkına sahip
sokak hayvanları , evcil hayvanlarımız , hiç birisinin bizden bizim almaya
çalıştığımız şeylerden hiç bir önemi yok . Bunları başarabilen insanlar var; kendisi
haricindeki canlılara kendisi gibi sahip oldukları yaşam haklarını
savunabilenler, bu konuda fazlaca hassas olanlar var, ne mutlu onlara ki ve
farkettim genellikle bir konuşma olurken merakla dinleyen , anlamaya çalışıp da
genel empatiyi yapabilenler, kötü olan taraf ise bu dünyada bir kaç farklı zaman diliminden öte
, diğer konfor alanlarına sığmayanlar tarafından, yok edilmeye mahkum olmaları,
ne kötü dimi iyi olmaya çalışmanın tek gerçeğinin yok olup gitmek olması. Korkma senin suçun değil kalbinin etrafında
pamuk ipliği sarılı olarak doğmuş olman senin suçun değil, yok olup gidecek
olman , nefes alamıyor olman, binlerce tutunamayan kökhücrenin arasında tutunup
hayata doğman senin suçun değil, kimileri doğar sonsuz kadar yaşar , kimileri
ise yaşamaya çalışıp yok olup gider , arkasından yıllar sonra bile ismi
anılacak kadar umursanmayan olmakta farklı birşey , hep birşey için mücadele
edersin ama o birşey hiç olmamıştır, susup susup ezilmekten öte değildir
yaşantın , Yol yapmayanın içinde, yol kalırmış.
Ben mesela hep hassas olarak yaklaşmaya çalıştığım,
incilmesin diye özen gösterdiğim, önemli sınıfına koyduğum insanlarca hiç
edilmişimdir, birinin değeri hep gittiğinde mi anlaşılacak..! insanlığın kötü kaderi, “arkasından zamanı
gelince vay be zamanında böyle birisi vardı, 10 kere tartar 1 kere konuşurdu
diye akıldan geçirilir, arkadaş ortamındaki birisi tarafından da birkaç iyi
yorum yapılır, belkide meraklı gözlerle dinlenilir unutulur gider” maalesefki
üzüle üzüle içime atıyorum, ben senin düşündüğün sekilde bir şey yapmadım,
algıladığın gibi olmadım, seni üzmemek için elimden geleni yaptım, ben sadece
sağ duyulu olmaya çalışıp özelinde sana destek olabilmek istedim, ama sen
olmadığım koltukta, yapmadığım imajlarda hep beni gördün, şimdi sen söyle
yapmadığım hareketlerin, etmediğim sözlerin sorumlusu benmiyim? İçinde anlam veremediğim duygusal bir
öfkevar, bir kişi hakkında etraftan yapılandan ziyade, kendinde gördüğünle
gitmelisin, kendi gördüğünle giderken de, eşraftan söylenenleri yanında götürmemelisin,
götürürsen ne yürüdüğün yol ne de ettiğin laflardan gögsüne kilolarca ağırlıkta
,taştan başka birşey kalmaz, insanın lügatında bu kadar kolay hiç edilmemelidir
birisi, heleki senin iyiliğinden başka birşey istemeyen birisi için bu kadar
yüklü sözler edilmemelidir, be sana hep içimden güzel şeyler geçirmişimdir,
ettiğin onca laf, hissettirdiğin onca kötü hissiyata dair hiç birşey yok bende
, sen kötü dedin ben 1000 kere kötü hissettim, olmadığım kadar iğrenç
hissettim, biliyorum beni kesinlikle yanıltmayan tek şeyin, arkasına
sığınıyorum, “hoş bakışlı penceremin” birisinden diğerini önemsemesini
isteyemezsin ama , o kötü düşünüyor diye , onu da yok edemezsin, o yüzden
dünyadaki en kötü insana duyulan nefreti dahi hissetsen, attıgın her adımda
mutlu huzurlar benden sana, bu hiç bir zaman değişmeyecek, öfke, sinir, belkide
kin, bunların hepsi senin kontrolünde olmadan dışa vuran şeyler gerçekliğin
değil bende, umarım sende birgün benim
sende bulduğum gerçegi görürsün, kendini düşündüğünden daha iyi hisseder ,
iyi yerlerde bulursun. Kimse kimsenin
kötüsü olamaz, kötü olmak isteyen extra güç sarfetmez , kötülük bedavadır
direkt gelir, iyilik emek ister, kendinden vermek ister, kendimden vererek
tüketenlerden oldum kendimi, varsın o da
olsun, bir iyiliğe sebep olacaksan gerekirse, yok olup gitmeyi göze de
alacaksın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder