O kadar garip ki her şey ,
Yine dünya gündemi, herşey hastalık ancak , hastalık da, işin içinde insan etkeni var dünyanın geneli böyle savurgan mı? acaba,
Hayatımın %70 lik kısmında günlük olarak yürüyorum, otobüs kalabalık yürü, otobüs gelmedi yürü, metro kalabalık sonrakini bekle vs ,
Eve ulastıktan sonrada köpekğimi gezdirirken yine yürü, yürürken sürekli izliyorum yerlerde söndürülmeden atılmış sigaralar, çöpün yanına atılmış çöpler, çocuk parkında akşamları verilen arkadaş arası alkol partileri ( çocuk parkı ya orası genç nesiller var kötü örnek teşkil eden davranışların yapılmaması gereken yer), ha çocuklar da bir garip parklardaki oyuncaklar ile oynamaktan sa, kulube tarzındaki kaydırakların tepesinde oturmayı tercih ediyorlar, belediye spor aletlerinin tepesinde oturmayı tercih ediyorlar, bakkallardan marketlerden kola alıp, parkın kuytu kenarlarında içiyorlar , bunun bir sonraki level ı alkol siğara tüketimi kuytular da galiba
Ben genel de köpek gezdiriyorum bu aralar kuytular da; sabah erkenden ya da gece geç,
Yine mesela; geçenler de köpek gezdirirken havlama sesleri duydum bizimkisine saldırmaya gelen bir köpek var sandım, tedirgin olup gardımı aldım, köpek değilmiş havlayan insan sadece baktım kaldım, kendisini gördüğümü farkedince farkındalık hissetti galiba,
Yine başka bir zaman ;
Yanımdan bisikleti ile geçecen cocuk tuhaf bir sekilde ;
-köpekkk
-köpek mi lan o,
-oo köpek e bak
tarzında tepkiler vermeye basladı, ilk önce korktuğunu düşündüm, sanırım hayatında ilk defa köpek gördü şaşırdım ilginç, egleniyormuş
Hadi biraz da mahalleden dışarı çıkalım;
Metrodan sonra yürüdüğüm güzergahta önemli birisi olsa gerek sabahları siyah bir araba, arkasında koruma arabası ile beraber gelecek olan kişiyi bekliyor,
Entersan bir sekilde motorları calısır sekilde, e araçlar hareketsiz oldugundan ortada yogun bi yakıt kokusu veriyo ,gelecek olan kişiyi cok merak ettim, aslında bu durumu ona söylemek isterdim, tamam araçlar havayı kirletiyor ama , bari içinde olmadıkları zamanlar da çalıştırmasınlar dimi, yazık biz insanlara, ama adam belliki cok büyük birisi kapıda arabanın yanında bildiğin hazır ol duruşu var koruması ve şoföründe , hep merak etmişimdir böyle insanları, ne kadar maaş alıyorlar ne yiyorlar, ne içiyorlar, sosyal hayatları dizilerdeki gibi mi? Ben gibi oo dısarda yağmur var kapıya çıkayım da kuytuda izleyeyim diyorlar mı? Ya da dolu yağacakmış arabayı korunaklı bir yere koyayım endişesine kapılıyorlar mı cok merak etmişimdir,
Genelde sokak ve caddelerden yürümektense, güzergar üzerinde , park bahçe vs var sa oralardan yürümeyi tercih ediyorum,
Erenköy kadıköy bölgesi, genelde yurt dısında genellikle gözlemlediğimiz gibi , parklarda bahçeler de toplanıp sohbeti muhabbeti, basketbol sahalarının etrafında kabalalık olarak takılmayı seviyor, cocukları yanındayken park da alkol tüketebiliyorlar, benim yasadıgım mahallede bu sekilde olmuyor genelde. 5km2 lik alan içerisinde, ne kadar yasam farklılıkları var dimi, kimileri özünde yaşarken kimileri özenti yaşamayı tercih ediyor bu da çok garip.
İşim gereği insanlar la muhatap oluyorum genel de, çok iyi anladığım seylerden birisidir ve tecrübede ettim bu durumu, içinde insan olan işler iğrenç ve yorucu bi o kadar da yaşlandırıcı , günün güzel enerjisi ile seyrettiği anlarda, gelip tüm enerjinizi alıp götürebiliyorlar ne yazıkki, bu durum cok kötü.
Mesela belediye otobüs şoförlüğü; bu işi yapmanız için otobüs kullanıyor olmanız yetmez, hazır cevap, her an kavga edebilme, moral motivasyon bozulması yaşayan birisi olmamanız gerekiyor
Her an bir alkolikle veya gergin bir kadınla ya da işsiz boş bir amca ile tartışmanız gerekebilir, siyasi saldırılara, tacizlere dahil olabilirsiniz, kesinlikle yapmak istemeyeceğim bir iş; çünkü istanbul orospu kazanı gibi , bir cok o..ç var , boş ve amaçsız insanlarla uğraşmaya çalışmak kadar gereksizi ve anlamsızı yoktur, düşünsene ortalama 60-70 yıllık ömrün var boş teneke insanlara çözümler , yanlış bildiklerini anlatmaya çalışmalarla vs uğrasıyorsun , bu kadar mı basit hayatım ya gercekten yazık bana.
Çalışmaya para kazanmaya ve bu uğur da kendimizi köle gibi kullandırtmaya ‘ ne kadar öyle olmadığımızı haklı olduğumuzu’ düşünsekte acı gercek öyle ne yazıkki, ben koca bir köleyim, bunu kabul ediyorum.
İş yapmaya calısmak, elemanlar almak , hizmet sektöründevar olup kendi işini kurmaya çalışmak ta çok acı, büyük umutlarla anadan babadan kalma ya da kölelik yaparak yaptıgın birikimleri riske atıp , daha fazla kölelik yapmayayım diye, kendini ve aileni daha fazla yıpratmayacak adımlar atmaya çalısıyorsun, çalıssın diye işe aldıklarının , işgüzarlıgı seni tüketip bitiriyor, bizim hayatımız da, kapris ve birbirine psikolojik olarak baskı yapmaktan geçiyor hayatımız, biz bunun farkında değiliz ama fena sekilde baskı ve stress uyguluyoruz , bu da özveri verdiğim hayatımın tükenip havaya uçmasına sebep, gülerek mutlu olarak severek para kazanıp huzur içerisinde fikir mantık üretip, geçip gideceğimiz bir hayat yokmudur. Bu sistem zulüm üzerine kurulmak zorundamıdır, bir gülücük atacam diye, başkasının dünyanısını basına yıkmak zorundamıyızdır, yapman gerekenleri sistemine göre yapmak varken, sistemin dışında ilerleyip, diğerinin ömrünü çürütmek zorundamıyızdır.
Çıkamıyorum bu denklemden, yapamıyorum da ben olmasam dünyanın düzeni değişecekmiş gibi ama, ben olmayınca da gayet gidiyo her şey bazen fazla olduğumu düşünüyorum haddinden fazla,
Boşver ileri götürme kendini, gerek yok , bırak senden sonrakiler senden daha fazla kölelik yapsın, canları yansın ömürleri gitsin gerek yok diyorum, ama yapamıyorum etrafta o kadar güzel insanalar o kadar güzel cocuklar var ki,, baktık ça kıyamıyor insan,
Benim yeğenlerim var mesela, eve girdiğimde zaman zaman amca diye atıldıkları oluyor 2 sn de tüm devranımı değiştirdikleri anlar yaşıyorum , zaman zaman hayat güzeldir dedirtiyorlar ama, dediğim gibi canımızdan can gidiyor ve eskiyoruz , stress den kaşıntı basıyor, derini kaşıyıp kazıyıp atıyorsun, psikolojik baskı hissediyor hayatına son verip canından oluyorsun, hayatı seviyoruz ama nankörlük tarafı cok fazla, işin kötü tarafından birisi de , bunu kimseye anlatıp kimseye kabul ettirememek. Herkez mükemmel , herkes haklı galibiyet içinde
Mahkelemelere başvurup da , biz uzlaşamıyoruz hakim , savcı bey , bize orta yolu bulun diyoruz ya işte hayatın içinde bunu diyemiyorsun, sorgusuz sualsiz gaddar acımasız herşey, yazık demekten vah vah demekten başka birşey yapamıyorsun da , yaparmıyorsunu kabul etmeyip kendine nasıl kabullendireceksin bu durumu o da farklı bir kafa yorma boyutu,
Ne olacak bu hayatımız işimiz yaşantımız, yaşamaya çalısıyoruz diye bahsettiğimiz kendi hüsnükuruntularımız.
Benim saydıgım kendimce bazı etkenler varken , binlercesi ise ortalıkta dolasıyorken, nasıl olacak ne olacak neler yapılacak nasıl gelecek bu çözümler , güzel rüzgarlar tokat gibi değilde hafif yel gibi ne zaman çarpacak yüzümüze,
Attıgım ok ne zaman sorgusuz sualsiz adresini bulacak.
Ne zaman beni tedirgin eden hayatımın, karmaşası,
Alt üst olma korkusu son bulacak, altını da merak ediyorum, üstü bu kadar zorluyorken orada neler dönüyor acaba,
Daha çok yazacak şeyim var ama sanırım parmaklarım yoruldu.